BAZEN DONUP KALIRIZ...

BORA ÖZGEN
31 Ekim 2026 Cumartesi 11:41
Bazen bir şey anlatmak isteriz, birkaç kelime dökülür dudaklarımızdan ama sonra susar, donup kalırız.
Ne söyleyeceğimizi bilemeyiz. Aslında söyleyecek çok şeyimiz vardır da kelimeler yetersiz kalır. İçimizde birikenleri anlatmaya ne dilimiz yeter ne de karşımızdaki insanın bizi anlayabileceğine dair inancımız...
İşte o anlarda dalıp gideriz uzaklara.
Bazen bir fotoğraf, bazen duyduğumuz bir şarkı, bazen de hiç beklemediğimiz bir anda gelen bir hatıra alır götürür bizi geçmişe.
Dışarıdan bakıldığında sadece susuyoruzdur. Belki de dalgınlığımızı yorgunluğumuza verirler. Oysa içimizde neler yaşandığını, hangi anıların yeniden canlandığını, hangi yaraların yeniden kanadığını kimse bilmez.
Çünkü insan, yaşamadığı bir acıyı tam anlamıyla anlayamaz. Senin içinden geçtiğin yolları yürümeyen, senin gecelerinde uykusuz kalmayan, senin kaybettiklerini kaybetmeyen biri, seni ne kadar dinlerse dinlesin, yaşadıklarının tamamını hissedemez.
Herkesin yaşanmışlığı farklıdır.
Anıları, hayalleri, özlemleri, kırgınlıkları ve acıları da...
Bazen bir an gelir, olduğun yerde öylece kalırsın. Gözlerin bir noktaya takılır, ama aslında hiçbir şeye bakmıyorsundur. Zihninde yıllar öncesine gidersin. Kimler gelir geçer gözünün önünden...
Birlikte gülüp eğlendiğin insanlar, aynı sofraya oturduğun sevdiklerin, bir daha yaşanmayacağını bildiğin güzel günler...
İçinden bir cümle geçer: "Ne günlerimiz vardı..."
Sonra bir sessizlik çöker üzerine. Boğazında bir düğüm, gözünün kenarında bir damla belirir. Tutmak istersin kendini ama bazen insanın gözyaşlarına bile söz geçiremediği anlar vardır. Bir damla süzülür yanağından. Belki kimse fark etmez, belki de fark eden olur ama nedenini anlayamaz.
Çünkü bazı gözyaşlarının hikâyesi anlatılmaz. Bazı özlemlerin tarifi yoktur. Bazı insanların yokluğu, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, insanın içinde ilk günkü gibi durur.
Bir de o derin nefesler vardır...
İçine çektiğin, sanki geçmişin bütün yükünü beraberinde taşıyan nefesler. Bir rahatlama mıdır, yoksa yüreğinin en derin yerinde hissettiğin bir sızının dışa vurumu mudur, bilemezsin. Belki biraz özlem, biraz pişmanlık, biraz kabulleniş, biraz da çaresizliktir.
İnsan bazen en çok da anlatamadıklarına yorulur. Herkese iyi olduğunu söyler, gülümser, hayatına devam eder. İşine gider, insanlarla konuşur, günlük telaşların içinde kaybolur.
Dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır. Ama gecenin bir vakti, herkes sustuğunda ve insan kendiyle baş başa kaldığında, bütün o susturulmuş duygular yeniden ortaya çıkar.
İşte o zaman anlarsın; bazı şeyler unutulmuyor, sadece insan onlarla yaşamayı öğreniyor. Bazı eksiklikler tamamlanmıyor, bazı yaralar tamamen kapanmıyor. Zaman geçiyor ama bazı hatıralar zamanın dışında kalıyor.
Belki de insanın en büyük yalnızlığı, içinden geçenleri kimseye tam olarak anlatamamasıdır. Seni dinleyen çok olabilir ama seni gerçekten anlayan kaç kişidir?
Ve sonunda yine susarsın. İçinden konuşmaya devam eder, geçmişe bir kez daha dönersin. Kimseye anlatamadığın ne varsa yüreğinin bir köşesine bırakırsın.
Çünkü bazı şeyleri anlatamazsın. Anlatsan da eksik kalır, kelimelere döksen de anlaşılmaz.Bir sen bilirsin içinde neler yaşadığını, bir de Allah...
Bazen insanın en uzun konuşması, hiç konuşmadığı anlardır.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 27 Şubat 2007 Turizmin Sesi

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.