24 Eylül 2021
  • İzmir23°C
  • İstanbul19°C
  • Antalya25°C
  • Ankara14°C

NASIL OLMALI 

HAKAN EĞİNLİOĞLU

21 Temmuz 2021 Çarşamba 20:52

Bir önceki " neden olmuyor?" başlıklı  yazımda mesleki sorunlarımızın çözümü konusunda neden zorluklar yaşadığımızı ve meslek kuruluşlarımızın neden etkin olamadığını, hali pür melalimizi irdelemeye çalışmıştım.  Bu kez, çözüm yolunun ne olduğunu ve bir meslek kuruluşu nasıl etkin çalışabilir, bunu  konuşacağız. 

Ciddi bir kesim meslektaş, dernek, sendika, kamu dairesi ve meslek kuruluşu arasındaki farkları ve çalışma biçimlerini karıştırıyor. Bu konuda sitedeki köşemde detayli yazilar yazmıştım. Ilgilenenler göz atabilir. Biz bağımsız meslek yasası olan bir meslek grubuyuz ki bu mesleki yapılanma ve kamuoyunda temsil açısından bize büyük avantaj sağlayan bir durum. Ancak ne yazık ki, bu konumumuzu layıkıyla ne anlayabilmiş ne de gereğini tam olarak yapabilmiş değiliz.

Bir meslek kuruluşunda ne yöneticiler ne de üyeler keyfi olarak çalışamaz, başına buyruk hareket edemez. Herşey yasalar ile sabittir. Bunların uygulanmıyor olmaları  ya da yanlış uygulanmaları halinde ciddi yaptırımları vardır. Değiştirilmesi icap eden her husus, çıkarlarımıza uygun biçimde, geniş bir kitlenin desteği ile seçilmiş temsilcilerimiz eliyle hukuka uygun biçimde her zaman olanaklıdır. 

Bir meslek kuruluşunda faaliyetler şu şekildedir. 

1 - Resmi ve özel kurum ve kuruluşlar ile rutin ilişkiler, yazışmalar, toplantı,  etkinlik, çalıştaylara iştirak (Tureb,  odalar dahil)
2 - Meslektaşlar ile rutin ilişkiler  (sorunlarına çözüm üretme, bilgilendirme )
3 - Denetimler (Yasadisi rehberlik ve meslek içi etik calısma)
4 - Rehberlik sorunlarını irdeleme ve çözüm arayışı, projeler  (yönetim)
5 - Kamuoyu oluşturmak, 
6 - Eğitim faaliyetleri (uzmanlık,  konferans, seminer, yurt içi - dışı geziler)
7 - Gelir sağlamak   

Hangi yönetim kurulu olursa olsun yukarıdaki temel konularda çalışır. Bu konular sadece bir başkan ve yönetim kurulunun üstesinden gelebileceği ve yapabileceği işler değildir. O yüzden gerekli görevleri ifa etmek üzere ilgili personele de ihtiyaç vardır. Hukuk, mali denetim, bilişim gibi pek çok konuda da profesyonel hizmet alınır. Her meslek kuruluşunun yeterli personeli, hukukçusu, mali müşaviri olmak zorundadır. Tüm bu işler belli bir mali gidere sebep olur ve unutulmamalı ki tüm meslek kuruluşlarının en temel gelir kalemi üyelerinin aidatlarıdır. Bu konuların sorgulanması bile bir kişinin meslek bilincinin olmadığını gösterir. Temel mesele ve burada sıkıntı nerededir? Bunu aşağıda izah etmeye çalışacağım. 

Meslek kuruluşlarımızın yukarıda belirttiğim temel konularda neden gerekli randıman alınamıyor,  neden pek çok konu basmakalıp yapılmaya çalışılıyor ya da yapılamıyor bir önceki "neden olmuyor?" yazımda ayrıntılı belirtmiştim.. Bir meslek kuruluşunun iyi çalışması, etkin bir kuruluş olması için en önemli husus ise yönetim ile o odanın üyeleri arasında sağlıklı bir iletişimin olması, yönetim kurullarının üyelerinden kopuk olmaması, üyelerin oda çalışmalarına ve kararlara katılımının sağlıklı biçimde sürdürülmesine bağlıdır. Bu nasıl olur?

Şu üç temel ilke bu konuda olmazsa olmazdır. 
1 - Katılımcılık  (komisyonlar, atölyeler,  danışma kurulu)
2 - Şeffaflık 
3 - Dayanışma ve mücadele 

1 - KATILIMCILIK 

Üyelerin çalışmalara ve karar sürecine dahil edilmesi ve sağlıklı bir ilişkinin karşılıklı biçimde oluşmasının yolu bu ilkenin yaşama geçirilmesi ile olur. Yöntemi ise ilgili pek çok alanda komisyonlar, atölyeler ve bir danışma kurulunun kurulmasıdır. 

KOMİSYONLAR : Dillere göre ayrılan komisyonlar ile eposta yoluyla iletişim kurulur. Gerektiğinde kendi dil grupları ile ilgili sorunlar orada dile getirilir ve çözüm önerileri hep birlikte tartışılır. Meslek kuruluşuna herhangi bir dilde gelen rehber başvurusu,  bahsi geçen acente ve kurumun yasal prosedürü yerine getirme sözü vermesi halinde istek olunan dil grubuna yönlendirilir. Acente veya kurum sonradan verdiği söze uymamış ve bu üyeler tarafından bildirildiginde bu durumda o acentenin bir daha isteği dikkate alınmaz ve kendi kurumuna bildirilir. Türkçe dilinden rehber istekleri ise her gruba aynı anda iletilir. Bu işlemler her zaman bekletilmeksizin anında yapılır.  

Diğer komisyonlar : Rehberlik mesleğini doğrudan ya da dolaylı ilgilendiren konularda da komisyonlar açılır. Örneğin; rehberlik dışı meslek örgütleri ve sendikalar ile ilişkiler, kadın hakları, doğa - yürüyüş, gastronomi, doğa ve hayvan hakları, kuş gözlemciliği, inanç turizmi, kültürel ve tarihi değerleri koruma, internet üzerinden sahte ve kaçak rehberliği takip, rehber hukuk işleri takip, üniversite rehberlik bölümleri ile iletişim  gibi pek çok alanda istek üzerine ya da yönetimin belirlediği konularda komisyonlar açılır. Bu komisyonlarda e-posta yoluyla iletişim kurulur. Konular gerek sanal ortamda, gerek meslek kuruluşunda yüz yüze yapılan toplantılar ile periyodik biçimde tartışılır. Kararlar alınır. Komisyonlarda alınan kararlar yönetim kurulunda o hususta bir karar alınacaksa komisyon görüşü olarak toplantıya gelir, gerekirse o maddenin görüşülmesi esnasında komisyonun başkanı ya da sözcüsü de toplantıda yer alır. Ve o konu komisyonun kararı doğrultusunda geçer. Böylelikle üyeler yönetimde bulunmuyor bile olsalar kararlarda komisyonlar aracılığı ile etkin rol oynamış olurlar. Yönetim de üyeleri ile ortak bir dayanışma içinde olmuş olur. Bu durum hem yönetimleri dolayısıyla meslek kuruluşunu etkin ve güçlü kılar hem de katılımcılık ilkesi yaşama geçirilmiş olur. Önemli bir husus da şudur : Komisyonlar kesinlikle özerk biçimde çalışmalı, yönetimin müdahalesi ve baskısı olmamalıdır. Yönetim koşulları ve olanakları sunar, yasaya uygunluğunu denetler. Gerçek bir esgudum içinde olunmalıdır. 

ATÖLYELER : Atölyeler üyelerin odalar ile sıcak ilişkiler kurması,  kişisel becerilerini ve hobi alanlarını zenginlestirmesine son derece yararlıdır. Örneğin;  gitar, piyano kursu, bazı yabancı dillerde kurs, bilgisayar, dans, geleneksel sanatlar, fotoğrafçılık, yoga, kişisel gelişim gibi pek çok alanda istek üzerine ya da yönetim kurulunun kararı doğrultusunda atolyeler açılır. Bunlar arasında, koşullar uygun olduğunda, çalışan anneler için bir kreş açılması gibi hususlar da yaşama geçebilir.  

DANIŞMA KURULU : Meslek yaısamıza göre oda genel kurullarında seçilen delegelerin tek görevleri vardır. O da, TUREB Genel Kurulunda yönetici ve kurullarını seçmektir. 2015 - 2018 yillarinda görev yaptığımız dönemde biz delegelere bir takım haklar tanımıştık. .Elbette bunların resmi yanı yoktu ama yasal bağlantısı, aynen komisyonlar gibi çalışma pratiği haline getirilmesi, yönetim kurulu kararı doğrultusunda olmuştu. Tüm delegelerimiz aynı zamanda IRO'nın Danışma Kurulunu oluşturuyordu. Bu kurul periyodik olarak, örneğin iki ayda bir toplanarak meslek odasının çalışmalarını değerlendiriyor, eleştiri ve önerilerini getiriyordu. Yönetim DK ile gerek e-posta yoluyla gerekse de bu  tip düzenli toplantılar yoluyla iletişim kurardı. Bu kurul her meslek odasının mutlaka yararlanmasında, katılımcılık adına, yararı olacak önemli bir kuruldur. Delegeler seçilmiş üyelerdir ve bu özellikleri ile sorumluluklarının arttırılması önem arzeder. Delegelere o dönem tanıdığımız diğer bir yetki de, isteklilerin "gönüllü denetmenlik" yapabilmesiydi. Oda geniş bir bölgede denetim yaptığı için, diğer bölgelerden delege bulunmadığı durumlarda, yönetim, delege olmayan istekli kişileri de "gönüllü denetmen" yapabilir. Bolgelerindeki denetimlerde onlardan yararlanabilir. Gönüllü denetmenler TUREB yetkilisi tarafından kurstan geçirilir. Denetim esasları ve ilgili yasal mevzuat öğretilir.  Danışma Kurullarına yönetim kurulları komisyon başkanlarını ya da sözcülerini de dahil edebilir. 

2 - ŞEFFAFLIK 

Bir meslek kuruluşu için olmazsa olmaz diğer önemli ilke şeffaflıktır. Rehber meslek kuruluşları kamu kuruluşu niteliğinde kurumlardır. Herşey yasalara uygun ve kayıt altında olur. Belgeler, kayıtlar tahrif edilemez, yok edilemez ve doğru biçimde kayda geçirilir. 

Yönetim kurulları başkandan yöneticilerine ve çalışanlarına kadar büyük sorumluluk taşır. Aidatlardan ve diğer gelir kalemlerinden gelen her bir kuruş meslektaşların alın terlerinin meslek kuruluşuna olan katkısıdır. Tek bir kuruşunu bile değerlendirirken on kez düşünmek gerekir.   

Yönetimler har vurup harman savunamaz. Gelir ve giderleri dengeli biçimde bir bütçe oluşturmak zorundadırlar. Yedikleri,içtikleri her harcamayı kendi ceplerinden karşılamalıdırlar. Odaya alınacak her hizmet için en az üç ayrı teklif almalılar ve en uygun olanını seçmeliler. 

Meslek kuruluşlarının "Denetim Kurulları" ise her ayki toplantılarında istedikleri her belge, gelir-gider defteri, yönetim kurulu kararı defteri, alınan hizmet teklifleri, faturalar vb gibi tüm belgelerin "aslı", gerekirse sorumlu çalışan nezaretinde, önlerinde olmalı. Neleri denetledikleri sayfa sayfa, detaylı biçimde Den. K'u karar defterine geçirilmelidir. Örneğin, bizim görev yaptığımız 2015 - 18 döneminden önceki yönetimin Den. K, defteri üç yıl boyunca mealen şu cümleden ibaretti : "gerekli tüm evraklar incelenmiş her şey usulüne uygundur" Başka hiçbir ayrıntı yok. Bizim dönemde herşey ayrıntılı ve detaylı belirtildiği gibi, yönetim kuruluna tavsiyelerde de bulunulurdu. Bu anlayışı biz getirmiştik meslek odamıza. Şeffaflık konusunda ciddi bir sorunu, geçen dönem TUREB Denetim Kurulu yaşamıştı. Belgelerin tümüne ulaşamıyor, yönetimin istediği belgeleri, onların da çoğu kez fotokopilerini alabiliyorlardı. Oysa Denetim Kurulları gerek odalarda gerek Birlik'te istedikleri her belgeye ulasabilmelilerdir. 

Meslek kuruluşları her üç ayda bir "faaliyet raporlarini" ve "mali raporlarini" hem web sitelerinde yayınlamalı, hem de kendi üyelerine bunları e-posta yoluyla paylaşmalıdırlar. Detaylı ve anlaşılır biçimde... Bu konuda da 2015 - 18   döneminin çalışmaları örnektir. Tüm bu bahsettiğim hususlar belgeli ve kayıtlıdır. Belge ve kayıtlar tahrif edilemez, yok edilemez, saklanamaz. Üyelerin kontrolüne açıktır. Üyeler yazılı başvuru halinde, yönetim ve denetim kurullarının karar defterlerini -sorumlu nezaretinde- görebilirler. 

TUREB,  yasaya göre her üç yıllık dönemde üyesi meslek odalarını mali yönden denetler ve gerektiğinde, uyarılar da yaparak bu incelemeyi bir rapor haline getirerek oda yönetimlerine gönderir. Yasaya göre,  Birlik bunu tarafsız bir mali denetçiye yaptırır. Bizim İRO yönetimimiz döneminde, TUREB, yapılan mali denetimde, sırf bir açığımızı yakalasın diye kendi maaşlı mali denetmenine yaptırmıştı bunu. Hiç bir yanlış ve açık bulamadılar. Yine de zorlama bir kaç komik uyarı yazdılar ki bunlara da cevap verip onların yanlışlarını duzeltmiştik. Yine de TUREB'in raporunu ve cevaplarımızı  tüm  IRO üyelerine eposta yoluyla "şeffaflık" gereği gönderdik ve web sitemizde de yayınladık. Yani bizden önceki yönetimin yapamadığını ve benim 2015'deki Genel Kurul'da elimde salladığım mavi dosyayı biz - kendi yönetimimize yapilan incelemeyi -tüm üyelerimizin bilgisine sunduk. Çünkü bütçeyi doğru kullandık ve üyelerimize şeffaf davrandık. Konunun özü şudur; doğru yönetimler, yöneticiler seffafliktan korkmaz, tam tersine bu ilkeden güç alır, meslektaşına güven verir.

3 - DAYANIŞMA VE MÜCADELE 

Daha önceden de sık sık tekrarladığım gibi, meslek odalarının yapısı dernek ve kamu kurumlarından farklıdır. Yönetim kurulu başkanı komutan, patron ya da bir devlet müdürü değildir. Bir yerden "talimat" alıp veremez. Bir başkanın her konuda da uzman olması beklenemez. Herşey ortak bir sinerji içinde, ekip çalışması ile gerçekleşir. Herkes birbirinin boşluğunu doldurur. Hem yönetim kurullarında yapılacak görev dağılımı ile gerekse de komisyonlar ve danışma kurulunun katkısı ile meslek odasında işleyiş en az hata ve randımanla yürür. Başkanların herşeyden önce bu mekanizmayı en iyi biçimde organize etmesi ve yönetmesi beklenir. Tek adam yonetimlerinde hata ve yanlışlar en üst seviyeye ulaşır. Ancak bu yazıda başından beri izah etmeye çalıştığım sistem içinde işleyiş, ortak irade ve sinerji sayesinde minimuma iner. Yönetici ve başkanların kişisel etiketleri, unvanları,  mesleki birikimlerinden daha önemli olan, mesleğe bakışları ve meslek bilincidir. Kendi kişisel yaşamlarındaki başarılarından çok, bugüne kadar meslek adına neler yaptığı önem kazanır. Bir insan çok donanımlı bir rehber olabilir ama çok iyi bir yönetici olmayabilir. İşte buradaki fark yukarıda anlatmaya çalıştığım nedenden kaynaklanır. Mücadele azmi ve dayanışma yönetici ve başkanlarda olmazsa olmaz vasıflardan biridir. 

Bizim meslek kuruluşlarımızda,, tüm bu izah ettiğim çalışma biçimlerinin ve yönetici profilinin yetersizliğinin özünde yatan neden hala kendimizi "emek" eksenli bir meslek ve onun doğal yapılanması içinde göremeyisimizdir. 

Dayanışma ve mücadele yetersizliğinden dolayı, özellikle pandemi döneminde,  meslek kuruluşlarımız sınıfta kalmıştır. Bir emek kuruluşu zor zamanında üyesine destek olacak,; en azından halini hatırını soracak bir anlayışa sahip olmalıdır. 

Bizim pandemi ve benzeri kriz dönemlerinde kullanılmak üzere bir fon oluşturmamız şarttır. Aidatlardan ayrılacak ya da bağışlarla desteklenen bir meblağ TUREV ( Turist Rehberleri Vakfina) sadece gerektiği anda, meslek odasının yönetim kararıyla  kullanıma geçilmesi koşulu ile aktarılabilir. Bu konudaki detaylar kurumlar arası görüşme ve protokoller ile hukuki yönden çözülebilir. Böyle bir fon olmuş olsaydı, bir nebze de olsa, zor durumda olan meslektaşlara büyük katkısı olacaktı. 

Meslek odalarımız kendi üyeleriyle, birbirleri ile ve TUREB ile her zaman dayanışma içinde ve sağlıklı işleyen periyodik ve sürdürülebilir bir çalışma anlayışı içinde olduğunda sahte rehber denetimlerinden hak mücadelesine kadar pek çok konuda müthiş yol alırız. 

Emek tabanlı bir meslek olarak sadece kendi aramızda değil, başta turizm sektörü olmak üzere, ülke çapındaki tüm meslek kuruluşları ve sendikalar ile de sağlıklı ilişkiler sürdürdüğümüzde gücümüzün katlanarak artacağını görebiliriz. 

Ülkemizin doğa, tarih, kültür, turizm, sanat alanlarında bir "rehber duruşunu" her platformda cesurca sergileyecek yöneticilere ve meslek kuruluşlarına acil ihtiyacımız var. Kamuoyunda bir saygınlık oluşturmak istiyorsak bunun yolu budur. Korkak, içine dönük yönetici ve meslek kuruluşlarından ne mesleğimize hayır gelir, ne de kamuoyu nezdinde saygın bir meslek olarak görülürüz. Dayanışma ve sevgi ile kalın.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.